1. Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha Fazla Bilgi.

Hz. Osman

'İslam Tarihi' forumunda osman tarafından 17 Mayıs 2018 tarihinde açılan konu

  1. osman

    osman Well-Known Member

    Hz. Osman IMG_20171125_213949.jpg
    Hz. Osman Bin Affan (R.a)

    Peygamberimizin Üçüncü Halifesi, Hayâ Ve Edep Numunesi Hz. Osman, Hayatta Iken Cennetle Müjdelenen Bahtiyarlardan Biriydi. Hz. Ebû Bekir, Ilk Defa Eski Samimi Dostlarını Ziyaret Ederek Hak Dini Onlara Anlatmaya Başlamıştı. Bu Dostlarından Biri De Hz. Osman’dı. Hz. Osman Yaradılıştan Halim Selim, Iyi Ahlaklı Ve Dürüst Bir Şahsiyetti. İslam’ı Kabule Müsait Bir Mizaca Sahipti. Hz. Ebû Bekir’i Dikkatle Dinledi Ve Anlattıklarına Büyük Bir Alaka Duydu. Sonra Da Birlikte Resûlullah’ın Huzuruna Gittiler.

    Peygamberimiz (A.s.m.), Hz. Osman’a:

    “allah’ın Ihsanı Olan Cennete Rağbet Et. Ben Sana Ve Bütün Insanlara Hidayet Rehberi Olarak Gönderildim. Allah’tan Başka Hiçbir Ilah Yoktur.” Dedi. Kur’ân-ı Kerim Okudu.

    Hz. Osman İlahî Kelamın Cazibesine Kapıldı. Hemen Kelime-i Şehadet Getirerek Müslüman Oldu. Hz. Osman, Daha Sonraları Bu Hissiyatını Şöyle Dile Getirir:

    “resûlullah’ın Lisanından Duyduğum O Ilk Sözler, O Kadar Saf Ve Sade, O Kadar Tesirli Idi Ki, Âdeta Kelime-i Şehadet Ihtiyarsız Olarak Dudaklarımdan Dökülüverdi.”

    Hz. Osman, İslam’la Şereflendiği Sırada 34 Yaşında Idi. Genç, Nüfuzlu Bir Tüccardı. Hâli Vakti Yerinde Bir Kimseydi. Müslüman Olduğunu Öğrenen Amcası Hakem Bin Ebi’l-as Öfkesinden Çıldıracak Gibi Olmuştu. Osman’ı Bir Direğe Bağladı Ve:

    “bu Dini Terk Etmedikçe Sana Hiç Yiyecek Vermeyeceğim!” Dedi. Fakat Ölüm Pahasına Da Olsa, Onun Dininden Dönmeyeceğini Anlayan Diğer Akrabası Araya Girerek Serbest Bıraktırdılar.[1]

    İslamiyet Gelmeden Önce Ebû Leheb’in Oğlu Utbe, Peygamberimizin Kızı Rukiyye Ile Evliydi. Utbe, Peygamberimizin Yeni Bir Dini Tebliğ Ettiğini Öğrenince Gelip Peygamber Efendimize (A.s.m.) Hitaben:

    “senin Kızını Da, Tebliğ Ettiğin Dini De Istemiyorum!” Demiş Ve Hz. Rukiyye’yi Boşamıştı. Bunun Üzerine Hz. Osman, Rukiyye’ye Talip Olmuş Ve Onunla Evlenmişti.

    Müşriklerin Zulmünden Dolayı Habeşistan’a Hicret Eden 15 Kişilik Kafile Arasında Hz. Osman Ve Rukiyye De Bulunuyordu. Resûlullah (A.s.m.), Hz. Osman’ın Herkesten Önce Yola Çıktığını Duyunca Şöyle Buyurdu:

    “onların Dostu Ve Hâkimi Allah’tır. Osman, Lût’tan (A.s.) Sonra Ailesiyle Birlikte Ilk Hicret Eden Kimsedir.”[2]

    Hz. Osman, Bir Müddet Habeşistan’da Kaldıktan Sonra Tekrar Hanımıyla Birlikte Mekke’ye Döndü. Daha Sonra Da Oradan Medine’ye Hicret Etti.

    Hz. Osman’ın En Bariz Vasfı, Edep Ve Hayâsı Idi. Hz. Âişe’nin Rivayetine Göre, Bir Gün Resûlullah, Üzerine Bir Örtü Çekmiş Olduğu Hâlde Istirahat Ediyordu. O Sırada Hz. Ebû Bekir Kapıya Geldi, Içeri Girmek Için Izin Istedi. Resûlullah Tavrında Bir Değişiklik Yapmadan Içeri Girmesine Izin Verdi. Sonra Soracağını Sorup Gitti. Daha Sonra Hz. Ömer Geldi, Ona Da Aynı Şekilde Hâlini Değiştirmeden Izin Verdi. Ondan Sonra Hz. Osman, Huzura Girmek Için Izin Istedi. Bu Defa Resûlullah Hemen Doğruldu, Toparlandı.

    Bunun Üzerine Hz. Âişe:

    “ey Allah’ın Resûl’ü!” Dedi, “ebû Bekir Ve Ömer Için Toparlanmadığınız Hâlde, Neden Osman Gelince Hâlinizi Değiştirdiniz?”

    Allah Resûlü Şöyle Cevap Verdi:

    “çünkü Osman Çok Hayâlı Birisidir. Kendisinden Meleklerin Bile Hayâ Ettiği Bir Kimseden Ben Hayâ Etmeyeyim Mi?!”[3]

    Ebû Mûse’l-eş’arî Anlatıyor:

    Resûlullah Ile Birlikte Bir Eve Gelmiştik. Bana:

    “kapıda Dur Ve Kimseyi Izinsiz Içeri Alma!” Buyurdu.

    Biraz Sonra Ebû Bekir Çıkageldi.

    “ey Allah’ın Resûl’ü!” Dedim, “gelen, Ebû Bekir’dir.” Buyurdu Ki:

    “i̇çeri Al Ve Kendisini Cennetle Müjdele.”

    Sonra Ömer Geldi. Ona Da Aynı Şeyi Söylememi Emretti.

    Daha Sonra Osman Geldi. Onun Için Şöyle Buyurdu:

    “i̇çeri Al Ve Onu Da Başına Gelecek Belalardan Dolayı Cennetle Müjdele!” Buyurdu. Böylece, Hz. Osman’ın Hem Cennetle Müjdelenenlerden, Hem De Ilerde Başına Pek Çok Musibet Gelecek Birisi Olduğunu Ifade Etmiş Oldu.[4]

    Hz. Osman, Bütün Arzusuna Rağmen Bedir Savaşı’na Katılamamıştı. Zira Hanımı Hz. Rukiyye Ağır Hasta Idi. Peygamber Efendimiz Mazeretini Kabul Ettiği Hâlde, O, Kalbinde Bedir’e Iştirak Edememenin Üzüntüsünü Hissediyordu. Hz. Rukiyye Yakalandığı Hastalıktan Kurtulamadı, Vefat Etti. Bedir’de Müslümanların Zaferi Hz. Osman’ın Bu Derin Üzüntüsünü Sevince Çevirdi.

    Resûlullah (A.s.m.), Bedir’den Döndükten Sonra Hz. Osman’a Bir Müjde Daha Verdi:

    “sen Bedir’e Katılmadığın Hâlde Bir Şehit Ecri Aldın.”

    Daha Sonra Peygamberimiz, Diğer Kızı Ümmü Gülsüm’ü De Hz. Osman’a Nikâhladı. Bundan Sonra Hz. Osman “iki Nur Sahibi” Manasında “zinnûreyn” Lakabıyla Anıldı.

    Ümmü Gülsüm’ün Vefatından Sonra Da Peygamberimiz, “eğer 40 Tane Kızım Olsaydı, Onları Birer Birer Osman’la Evlendirirdim!” Buyurarak, Hayâ Timsali Olan Damadını Teselli Etti.[5]

    Uhud Gazası’na Katılan Hz. Osman (R.a.), Orada Peygamberimizin (A.s.m.) Vefat Haberinin Yayılması Üzerine Duyduğu Üzüntüyü Zaman Zaman Hatırlar Ve O Sırada Çektiği Istırabın Şiddetini Dile Getirirdi.

    Hicret’in 4. Yılında Yapılan Zâtürrikâ Gazvesi’nde Peygamberimiz, Kendisini Medine’de Vekil Olarak Bırakmıştı. Bundan Sonra Yapılan Bütün Gazalara Katılan Hz. Osman, Hudeybiye Sulhü Sırasında Da Resûl-i Ekrem Efendimiz Tarafından Kureyş’e Elçi Olarak Gönderilmişti. Hz. Osman, Mekke’ye Gidip, Geliş Maksatlarının Sadece Umre Haccı Yapmak Olduğunu Anlattıysa Da, Müşrikler Direnmeye Devam Ediyor, Şöyle Diyorlardı:

    “git, Seni Gönderene Söyle. O Hiçbir Zaman Mekke’ye Girip Kâbe’yi Tavaf Edemeyecek! Ama Sen Kâbe’yi Tavaf Etmek Istersen, Edebilirsin.”

    Hz. Osman Ise Onlara Şöyle Cevap Vermişti:

    “ben Resûlullah Olmaksızın Kâbe’yi Tavaf Etmem!”

    Kureyşliler, Hz. Osman’ın Bu Sözünden Çok Rahatsız Oldular Ve Bir Müddet Kendisini Göz Hapsinde Tuttular.

    Müşriklerin Sözleri Boşa Çıkacak Ve Resûlullah Çok Kısa Bir Zaman Sonra Gelerek Kâbe’yi Tavaf Edecekti.

    Hz. Osman’ın Göz Hapsinde Tutuluşu, Müslümanlara “şehit Edildiği” Şeklinde Ulaştı. Bunun Üzerine Galeyana Gelen Müslümanlar Savaştan Başka Çare Görmüyorlardı. Heyecan Son Safhasındaydı. İlahî Vahiy “resûlullah’a Biat Yapılması” Şeklinde Tecelli Etti. Bütün Müslümanlar, Resûlullah’a Itaat Edeceklerine, Allah Ve Resûlü Yolunda Canlarını Feda Edinceye Kadar Savaşacaklarına Söz Verdiler. Resûlullah Bir Eliyle Kendisi Için, Diğer Eliyle De Hz. Osman Için Biat Alıyordu. Bu Biat, İslam Tarihine “rıdvan Biatı” Olarak Geçti.

    Müşrikler Bunu Haber Alınca Endişeye Kapıldılar Ve Hz. Osman’ı Serbest Bıraktılar. Bir Müddet Sonra Hz. Osman’ın Çıkıp Gelmesi Müslümanları Çok Sevindirdi. Kendisine, “her Hâlde Kâbeyi Tavaf Etmişsindir” Dediler. Hz. Osman’ın Cevabı Ise Şu Idi:

    “allah’a Yemin Ederim Ki, Mekke’de Bir Yıl Kalsaydım Ve Resûlullah Da Hu-deybiye’de Bulunsaydı, O Kâbe’yi Tavaf Etmedikçe, Ben Yine Tek Başıma Tavaf Etmezdim.”[6]

    Hz. Osman Daha Sonra Yapılan Hayber Gazası’na, Mekke’nin Fethi’ne Ve Hevazin Harbi’ne Iştirak Etti. Huneyn Gazası’nda, Etten Bir Kale Gibi Resûlullah’ı Koruyan Ve Müdafaa Edenler Arasında Hz. Osman Da (R.a.) Vardı.

    Hz. Osman, Tebük Gazvesi’nde 1000 Dinar Para, 50 At Ve 100 Adet Deve Yardımında Bulundu. Peygamberimiz Onun Bu Cömertliği Karşısında:

    “bundan Sonra Yapacağı Hataların Hiçbirisi Osman’a Zarar Vermez.” Buyurarak Onu Müjdeledi.[7]

    Hz. Osman, Zenginliğin Şükrünü Eda Etmek Için Muhtaçlara Bol Bol Ikramda Bulunur, Fakat Kendisi Gayet Mütevazi Yaşardı.

    Medine’de Kıtlık Olduğu Bir Sırada Hz. Osman, Şam’dan 100 Deve Yükü Buğday Getirtmişti. Sahabe-i Kirâm, Satın Almak Için Yanına Koştular. Ancak O:

    “sizden Daha Iyi Alıcım Var. Sizden Daha Fazla Kâr Veren Var.” Dedi. Sahabiler Bunu Hz. Ebû Bekir’e Bildirip Üzüldüklerini Ifade Ettiler. Hz. Ebû Bekir, Hz. Osman’ı Herkesten Iyi Tanıdığı Için Onlara Şöyle Dedi:

    “o, Resûlullah’ın Damadı Olmakla Şeref Kazanmıştır. Cennette De Onun Arkadaşıdır. Siz Onun Sözünü Yanlış Anlamışsınızdır. Buyurun, Beraber Gidelim Ve Durumu Kendisinden Öğrenelim.”

    Hz. Osman’ın Yanına Vardıklarında Hz. Ebû Bekir:
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 16 Eylül 2018
  2. osman

    osman Well-Known Member

    “ey Osman, Sahabiler Sözlerine Üzülmüşler. Ne Dersin? Meselenin Aslı Nedir?”

    Hz. Osman Şöyle Cevap Verdi:

    “ey Resûlullah’ın Halifesi! Onlardan Daha Iyi Alıcı Olan Biri, 1’e 700 Veriyor. Biz De Buğdayı 1’e 700 Verene Sattık.”

    Hz. Osman Bu Sözleriyle, Kervandaki Malını Allah Yolunda Sadaka Olarak Verdiğini Ifade Ediyordu.

    Nitekim Az Sonra 100 Deve Yükü Buğdayı Medine’de Bulunan Fakir Sahabilere Karşılıksız Olarak Dağıtıverdi. Hz. Ebû Bekir Buna Çok Sevindi Ve Hz. Osman’ı Alnından Öptü.

    Hz. Osman, Bir Defasında Resûlullah’ın Evinde Yiyecek Kalmadığını Haber Almıştı. Derhâl Semiz Bir Koyun, Bir Miktar Un Ve Yağ Alarak Hz. Âişe’nin Kaldığı Eve Götürdü Ve Şöyle Dedi:

    “ey Müminlerin Annesi! Resûlullah’ın Bunu Diğer Hanımları Arasında Paylaştıracağını Sanıyorum. Asla Yapmasın. Çünkü Ben Onlara Da Bunların Aynısını Göndereceğim.”

    Peygamberimiz (A.s.m.) Eve Gelip Durumu Öğrenince:

    “yâ Rabbi! Osman’ın Geçmiş, Gelecek, Açık Ve Gizli Bütün Günahlarını Bağışla!” Diye Dua Etti.

    Hz. Ali, Hz. Fatıma’yla Evleneceği Zaman, Düğün Masrafı Yapmak Için Zırhını Satılığa Çıkartmıştı. Pazarda Hz. Osman’la Karşılaştı. Hemen Müjdeyi Verdi. Sonra Da Mehir Parası Için Zırhını Satmak Istediğini Söyledi. Osman (R.a.) 480 Dirheme Zırhı Satın Aldı, Parasını Ödedi. Sonra Hz. Ali’ye Döndü Ve Şöyle Dedi:

    “yâ Ali, Allah Yolunda Hizmet Etmen Için Bu Zırhı Sana Düğün Hediyesi Olarak Veriyorum. Bu Zırh Ancak Senin Gibi Bir İslam Kahramanına Layıktır.”

    Hz. Osman’ın En Büyük Hususiyetlerinden Birisi De Cömertliğiydi. Hz. Osman, Servetini Allah Yolunda Harcamaktan Çekinmezdi. Bir Defasında Müslümanlar Içecek Su Bulmakta Sıkıntı Çekiyorlardı. Rûme Kuyusu’nun Suyundan Başka Tatlı Su Bulamıyorlardı. Bu Kuyu Ise Bir Yahudi’ye Aitti. Suyu Müslümanlara Çok Pahalıya Satıyordu. Bu Durum Peygamberimizi (A.s.m.) Çok Üzüyordu. Sahabilerle Beraber Olduğu Bir Sırada:

    “rûme Kuyusu’nu Kim Satın Alırsa, Cennette De Onun Benzer Bir Kuyusu Olacaktır.” Buyurdu.

    Hz. Osman Da Oradaydı. Hemen Harekete Geçti. Yahudi’yi Buldu. Kuyuyu Satın Almak Istediğini Söyledi. Yahudi Kuyunun Tamamını Satmaya Yanaşmadı. Çok Yüksek Bir Fiyata Yarısını Sattı. Hz. Osman Sevinçle Peygamberimizin Huzuruna Çıktı. Kuyunun Yarısını Satın Aldığını Ve Müslümanlara Vakfettiğini Söyledi. Resûlullah (A.s.m.):

    “osman’ın Hayrı Ne Güzel Hayırdır!” Buyurarak Onu Taltif Etti. Hz. Osman Bilahare Kuyunun Diğer Yarısını Da Satın Alarak Tasadduk Etti.[8]

    Hz. Ebû Bekir’in, Halifeliği Sırasında Istişare Ettiği Ve Görüşüne Başvurduğu Sahabilerin Başında Hz. Osman Gelirdi.

    Hz. Ebû Bekir Ölüm Döşeğinde Iken, Kendisinden Sonra Halife Olacak Zatın Vasıflarını Hz. Osman’a Anlatıyordu. Hz. Osman Da Bunları Kaydediyordu. Hz. Ebû Bekir, Tarif Ettiği Zatın Ismini Anmadan Bayılmıştı. Hz. Osman “vefat Ettiği” Zannıyla Hz. Ömer’in Ismini Yazdı.

    Biraz Sonra Hz. Ebû Bekir Ayıldı, Kimi Yazdığını Sordu. Hz. Osman, “ruhunu Teslim Ettiğini Sanmıştım. Tefrika Çıkmasından Korktuğum Için Ömer Bin Hattab’ı Yazdım, Ey Müminlerin Emîri!” Dedi.

    Hz. Ebû Bekir, Onun Bu Hassasiyetine Çok Sevindi Ve Memnuniyetini Şöyle Dile Getirdi:

    “i̇slam’a Ve Müslümanlara Yaptığın Bu Iyiliğinden Dolayı Allah Seni Hayırla Mükâfatlandırsın! Şayet Kendini De Yazmış Olsaydın, Yine Isabetli Hareket Etmiş Olurdun.”[9]

    Hz. Osman, Hz. Ömer Devrinde De Bütün Gücüyle Ona Destek Olmuş Ve Önemli Hizmetlerin Tedvirinde Görev Almıştı. Vefatını Müteakip Hz. Ömer’in Tayin Ettiği Şûra Meclisi, Hz. Osman’ı Halife Seçti.

    Şûra Şu Zatlardan Meydana Geliyordu:

    Abdurrahman Bin Avf, Sa’d Bin Ebî Vakkas, Talha, Zübeyr, Osman Ve Ali (R.a.)…

    Hz. Ömer’in Oğlu Abdullah Da Bu Heyette Bulunuyordu. Hz. Ömer, Vefatını Müteakip Bu Şûranın, Içlerinden Birisini Üç Gün Içinde Halife Seçmesini Vasiyet Etmişti.

    Hz. Ömer’in Teçhiz Ve Tekfininden Sonra, Heyet Durumu Iki Gün Boyunca Müzakere Ettiği Hâlde Bir Türlü Karara Varamadı. Üçüncü Gün Abdurrahman Bin Avf, Altı Adaydan Üçünün Adaylıktan Çekilmesini, Geri Kalan Üçü Üzerinde Tercih Yapılmasını Teklif Etti. Bunun Üzerine Hz. Zübeyr Hz. Ali’yi, Hz. Sa’d Da Abdurrahman Bin Avf’ı, Hz. Talha Ise Hz. Osman’ı Aday Gösterdi. Abdurrahman Bin Avf (R.a.) Adaylıktan Feragat Ettiğini Açıkladı. Bunun Üzerine Seçim Hz. Osman Ile Hz. Ali Arasında Kaldı.

    Daha Sonra Hz. Abdurrahman Her Ikisiyle Görüşmeler Yaptı. Bu Arada, Sokaktaki Adama, Evdeki Kadına Ve Mektepteki Çocuğa Varıncaya Kadar Herkesin Görüşünü Aldı Çoğunluk Hz. Osman’ı Tercih Ediyordu.

    Hz. Abdurrahman Daha Sonra Halkı Mescide Davet Etti. Halifeliğe Hz. Osman’ı Münasip Gördüğünü Açıkladı Ve Ona Biat Etti. Hz. Abdurrahman’dan Sonra Hz. Osman’a Biat Eden Ikinci Şahıs Hz. Ali Oldu. Bunları Diğer Müslümanlar Takip Etti. Hepsi De Biat Ettiler. Hz. Osman Böylece 644 Tarihinde Halife Seçildi.[10]

    Hz. Osman’ın Hilafetinin Ilk Altı Yılı Fetihlerle Geçti. Bu Zaman Içinde Afrika’nın Mühim Bir Kısmı Fethedildi. İspanya’ya Ilk Müslüman Akınları Başlatıldı. Kıbrıs Fethedildi. Ayrıca Hz. Ömer’in Vefatını Fırsat Bilerek Isyan Eden Ermenistan Ahalisi Itaat Altına Alındı, Taberistan Fethedildi. Bu Yılın En Mühim Bir Hadisesi, İslam Donanmasıyla Bizans Donanmasının Akdeniz’de Karşı Karşıya Gelmesi Ve İslam Donanmasının 500 Parçalık Bizans Donanmasını Bozguna Uğratmasıdır. Bu Zafer, Müslümanlara Akdeniz’de Rahat Manevra Yapma Imkânını Kazandırdı. Müslümanlar, Malta Ve Girit Adalarına Çıktılar. Bu Arada Bir Grup Müslüman, Anadolu Sahillerine Çıkarken, Diğer Bir Grup Da İstanbul Surlarına Dayandı. Peygamber Efendimizin Müjdesine Layık Olabilmek Için Gayret Göstermişlerdi.

    Yine Bu Zaman Zarfında Idarede Eyalet Sistemi Kökleştirildi. İslam Ülkesi Mülki Ve Idari Olmak Üzere Iki Sisteme Ayrıldı.
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 23 Mayıs 2018
  3. osman

    osman Well-Known Member

    Hz. Osman’ın Gerçekleştirdiği Büyük Ve Tarihî Hizmetlerinden Birisi Ve En Mühimi, Şüphesiz “kur’ân-i Kerim Nüshalarinin Çoğaltılmasi” Işidir. O Siralar Ermenistan Ve Azerbaycan Fethine Katilmış Olan Sahabiler Arasında Kur’ân-ı Kerim’i Okuma Hususunda Bazi Farklı Görüşler Ortaya Çikmışti. Çünkü Irak Ordusunda Bulunanlar İbni Mes’ud’dan, Şam Ordusunda Bulunanlar Da Ubey Bin Kâb’dan Kur’ân Okumayı Öğrenmişlerdi. Aradaki Küçük Farklılıklar Sebebiyle Huzeyfetü’l-yemanî, Hz. Osman’a Gelmiş:

    “bu Ümmet, Yahudi Ve Hiristiyanlar Gibi Ihtilafa Düşmeden Önce Onların Imdadına Yetiş!” Demişti.

    Bu Müracaat Üzerine Hz. Osman, Hemen Bir Istişare Meclisi Topladı. Bu Heyet, Yardımcilariyla Birlikte 12 Kişiden Müteşekkildi. İleri Gelenleri Zeyd Bin Sâbit, Abdullah Bin Zübeyr, Sâid Bin Âs Ve Abdurrahman Bin Hâris (R.a.) Idi. Heyet, Hz. Ömer’in Evinde Ve Hz. Hafsa’nin Himayesinde Olan Kur’ân Nüshasını, Hz. Ebû Bekir Zamanında Toplatilan Nüsha Esas Alinarak Beş (Veya Yedi) Nüsha Olarak Çoğaltti. Çoğaltılan Bu Nüshalar Kûfe, Basra, Şam, Mekke, Yemen Ve Bahreyn’e Gönderildi. Bir Nüsha Da Medine’de Birakildı. Bu Nüshaya “imam” Adi Verildi.

    * * *

    Hz. Osman’ın Halifeliğinin Son Dönemi Fitne Ve Karışıkliklarla Geçmiştir. Hz. Osman (R.a.) Ve Daha Sonra Hz. Ali (R.a.) Devrinde Meydana Gelen Üzücü Fitne Ve Fesat Hadiselerinin Sebep Ve Amilleri Olarak İslam Tarihçileri Ittifakla Aşağıdaki Hususları Zikrederler:

    1- İki Cihan Serveri Resûlullah’a Yetişme Bahtiyarliğina Erişerek Ondan Feyiz Ve Nur Alan Bahtiyar Sahabe Neslinin Mühim Bir Kısminin Vefat Etmiş Olmasi, Geride Kalanların Da Yaşlanarak Kendi Köşelerine Çekilmek Durumunda Kalmasi. Bu Itibarla Idareye Tam Layik Kimseler Bulunamıyor, Mevcutlarin Ihmalleri Ve Dirayetsizlikleri De Zamanla Karişikliklara Sebebiyet Verebiliyordu. Şüphesiz Ki, Sahabe-i Kirâm’dan Feyiz Alan Tâbiîn Nesli De Insanlik Tarihinin Mümtaz Nesillerinden Birisiydi. Ancak Onların, Adalet, Dirayet Ve Hakkaniyette Sahabiler Kadar Hassas Olduklarini Söylemek Mümkün Değildi.

    2- Cahiliyet Devrinde En Önemli Gurur Ve Iftihar Sebebi Olarak Kabul Edilen Kavim Ve Kabile Duyguları, İslam’ın Ilk Devirlerinde Kutsi Emirlere Sadakatle Uyulmasindan Dolayı Yerini Ulvi Seciye Ve Duygulara Terk Etmişti. Ancak Peygamberimizin Vefatından Sonra Kazanilmış Olan Fetih Ve Zaferlerde Kureyş Kabilesi Gençlerinin Mühim Payeler Edinmiş Olmasi, Onlarin Kabile Gururlarini Bir Derece Uyandırmiştı. Kureyş Kabilesine Mensubiyet Bir Imtiyaz Ve Üstünlük Vesilesi Sayılmaya Ve Müslümanlar Arasında Rahatsizlık Meydana Getirmeye Başlamişti.

    3- Fetihlerle İslam Devleti’nin Hudutları Bir Taraftan Kuzey Afrika’da Mer’akeş’e, Diğer Taraftan Asya Ortalarına Kabil’e Kadar Dayanmışti. Bu Durum, Ayni Zamanda Muhtelif Din, Dil, Irk Ve Kabilelere Mensup Milletlerin Ya Müslüman Olması Veya Müslümanlarin Hâkimiyeti Altına Girmesi Demekti. Bu Milletlerden Bazilarinin, Bilhassa İranlıların Milli Gururlari Fazlaca Incinmiş Olduğundan, Merkezî İslam Otoritesine Karşı Yavaş Yavaş Bir Başkaldirma Ve Muhalefet Hareketi Baş Göstermişti.

    4- Hz. Osman’in (R.a.) Yaradılıştan Yumuşak Huylu, Halim Selim Oluşu, Insanları Cezalandırmaktan Ziyade Affi Tercih Etmesi, Bazilarinin Bunu Istismar Etmesini Netice Vermiş Ve Bu Da Suiistimallere Ve Idarenin Zaafa Uğramasina Sebebiyet Vermişti. Zaafa Uğrayan Bir Idarede Ise, Maksatli Kimseler Fitne Ve Fesat Hareketlerine Rahatlıkla Devam Edebilmişlerdir.

    5- Hz. Osman (R.a.), Müslüman Olmadan Önce De Gayet Zengin, Iyiliksever Ve Cömertti. Akrabasina Düşkündü; Onlara Daima Iyilik Yapar, Korur Gözetirdi. Müslüman Olduktan Sonra Ise Bu Duyguları Ve Iyilikseverliği Daha Da Inkişaf Etmiş Ve Akrabasını Çokça Gözetir Olmuştu. Onun Kendi Malından Ve Kesesinden Yaptığı Yardımlar Hazineden Imiş Gibi Gösterilerek Aleyhinde Propagandalar Yapılmiş Ve Bu Şekilde Fitne Ve Fesat Körüklenmiştir.

    6- Hz. Ebû Bekir Ve Ömer (R.a.) Zamanlarında Idareciler Gayet Dirayetli Ve Otoriter, Zemin Ise Fitne Ve Fesat Hareketlerinden Uzaktı. Hz. Osman (R.a.) Ise Şartlarin Hassasiyeti Dolayısıyla Kimseye Itimat Edemez Olmuş Ve Mühim Idareciliklere, Her Zaman Iyilikleriyle Kendisine Bağlamış Olduğu Akrabasini Getirmeyi Tercih Etmişti. O Böyle Hareket Etmekle Otoriteyi Sağlamaya Çalişiyordu. Şüphesiz Ki Bu Idareciler De Gayet Liyakatli Ve Dürüst Kimselerdi. Ancak Bu Durum, Muhalifler Tarafindan, “akrabanın Kayırılmasi” Ve “mühim Idareciliklere Akrabanın Getirilmesi” Şeklinde Propaganda Edilmiştir.

    7- Fetihlerle Birlikte Arap Toplumu Değişik Milletlerle Münasebetler Içine Girmiş, Bu Şekilde Kurulan Evliliklerle Ya Yeni Müslüman Veya Henüz Hıristiyan Ve Yahudi Ailelerinden Meydana Gelen Çocuklar Ahlakta Ve Dinde Zayıf Yetişmiştir.. Bu Da Fitne Ve Fesat Için Müsait Bir Zemin Teşkil Etmiştir.

    Bütün Bu Sebeplere, Yahudi Asılli Abdullah Ibni Sebe’nin De Gayretleri Eklenince, Önü Alınamaz Bir Fitne Ateşi Ortaya Çikmışti.

    Nihayet Hicret’in 35., Hz. Osman’ın Hilafetinin De 12. Yilinda Kûfe, Basra Ve Mısır Gibi Bölgelerden Gelen Bozguncular, Hz. Osman’in Evini Muhasara Altina Aldılar. Başta Hz. Ali Olmak Üzere Ileri Gelen Sahabiler Muhasarayi Kaldirmak Için Gayret Gösterdiyse De, Buna Bir Türlü Muvaffak Olamadilar. Kader Hükmünü Yerine Getirecekti. Bozguncular Bu Edep Ve Hayâ Abidesi, Masum Ve Mazlum Halifeyi Şehit Etmeye Kararliydılar. Hz. Osman, Gözü Dönmüş Canilere Son Defa Hitap Ederek Şöyle Dedi:

    “beni Niçin Öldürmek Istiyorsunuz?! Hâlbuki Ben, Resûlullah’in Şöyle Buyurduğunu Işitmişim: ‘şu Üç Hâlin Dışında Müslüman’ı Öldürmek Haramdir: Evliyken Zina Eden, Kasten Adam Öldüren, Müslüman Olduktan Sonra Dinden Dönen…’ Allah’a Yemin Ederim Ki, Ben Ne Cahiliye Döneminde, Ne De Müslüman Olduktan Sonra Zina Etmedim. Hiç Kimseyi Öldürmedim. Müslüman Olduktan Sonra Da Bu Dinden Asla Ayrılmadim… O Hâlde Beni Neye Dayanarak Öldürmek Istiyorsunuz?!”[11]

    Fakat Fitne Ağlari Örülmüş, Tahrikler Yatiştırılamayacak Noktaya Varmiştı. Hz. Ali (R.a.), Iki Oğlunu, Hasan Ve Hüseyin’i Halifeye Nöbetçi Bırakmiştı. Abdullah Bin Ömer Ve Bazi Sahabiler De Ayni Şekilde Halifeyi Bekliyorlardı. Bu Arada Bozgunculara Karşı Koyacak Kuvvet Vardi. Abdullah Bin Zübeyr, Zeyd Bin Sâbit, Ebû Hüreyre (R.a.) Ve Diğer Sahabiler, Allah’ın Dinine Yardım Etmeye Hazir Olduklarini, Halife Izin Verirse Bozguncularla Savaşmak Istediklerini Söylediler. Fakat Hz. Osman, Müslüman Kanı Akmasini Asla Istemiyordu. Bu Istekleri Hep Geri Çeviriyordu:

    “ben Hiçbir Zaman ‘müslüman Kani Döken Bir Halife’ Olarak Anılmak Istemem. Tek Bir Kişinin Kanının Dökülmesinden Bile Allah’a Siğinirim! Ben Savaşsam Onlara Galip Geleceğimi Gayet Iyi Biliyorum. Fakat Ben Onlari Da, Onları Aleyhimde Kişkırtanları Da Allah’a Havale Ediyorum…”[12]

    Edep, Hayâ Ve Fazilet Timsali, İslam’ın Üçüncü Halifesi, Şehadetinden Bir Gün Önce Rüyasinda, Peygamber Efendimizle (A.s.m.) Birlikte Hz. Ebû Bekir Ve Hz. Ömer’i Gördü. Peygamberimiz Kendisine Hitaben:

    “biz Oruçluyuz, Seni De Iftara Bekliyoruz.” Buyurmuştu. Hz. Osman Uyandiktan Sonra O Gece Hemen Oruca Niyet Etti.

    Sevinçliydi. Çünkü Artık Allah Ve Resûl’üne Kavuşma Günü Gelmişti. O Gün Cuma Idi. Kur’ân Okumaya Başladı. Bozgunculardan Birkaçı Tam Bu Sırada Firsat Bulup Içeri Daldilar Ve Hz. Osman’i Şehit Ettiler. Hz. Osman’dan Akan Kanlar, Okuduğu Kur’ân’ın Üzerine Damladi. Böylece, Peygamber Efendimizin Istikbale Ait Bir Mucizesi Daha Gerçekleşmiş Oluyordu. Çünkü Onun “haksız Yere Şehit Edileceği”ni Haber Vermişti.

    Hz. Osman’in Şehit Edilmesiyle Alakalı Olarak Bediüzzaman Hazretleri’nin, “neden Sahabiler Veli Olduklari Hâlde Bu Fitneleri Keşfedip, Çikaranlara Karşı Tedbir Almadılar?” Şeklindeki Suale Verdiği Cevap, Aynı Zamanda Bu Cinayetin Sebeplerine De Işik Tutmaktadir: “o Hadisata Sebebiyet Veren Ve Fesadi Çeviren Birkaç Yahudi’den Ibaret Değildir Ki, Onlari Keşfetmekle Fesadın Önü Alinsın… Çünkü Pek Çok Milletlerin İslamiyet’e Girmeleriyle Birbirine Zıt Ve Muhalif Çok Cereyanlar Ve Efkâr Kariştı. Bahusus Bazilarin Gurur-u Millileri Hz. Ömer’in Darbeleriyle Dehşetli Yaralandığından, Seciyyeten Intikama Firsat Beklerlerdi. Çünkü Onlarin Hem Eski Dini Iptal Edilmiş, Hem Medar-i Şerefi Olan Eski Hükûmeti Ve Saltanatı Tahrip Edilmiş. İntikamini Bilerek Veya Bilmeyerek Hâkimiyet-i İslamiyeden Almaya Hissen Taraftar Bir Suret Almış. Onun Için Yahudi Gibi Zeki Ve Dessas Bir Kısım Münafıklar, O Hâlet-i Içtimaiyeden Istifade Ettiler, Denilmiş. Demek O Hadisatin Önünü Almak O Vakitteki Hayat-ı Içtimaiyeyi Ve Muhtelif Efkâri Islahla Olurdu. Yoksa Bir Iki Müfsidin Keşfedilmesiyle Olmazdı.”[13]
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 23 Mayıs 2018
  4. osman

    osman Well-Known Member

    Hz. Osman, Resûlullah’tan 146 Hadis Rivayet Etmiştir. Bunlardan Ahmed Bin Hanbel’in “müsned”inde Yer Alanlarindan Bazıları Şunlardir:

    “kabir, Ahiret Yurtlarının Ilkidir. Bir Kimse Eğer Orada Kurtuluşa Ererse Ondan Sonrası Daha Kolaylaşir. Eğer Orada Kurtuluşa Eremezse, Ondan Sonrası Daha Da Zorlaşır.”

    “bir Müslüman, Yolculuk Veya Başka Bir Maksatla Evden Çikar Ve ‘allah’a Iman Ettim. Allah’a Dayandım. Allah’a Tevekkül Ettim. Allah’ın Güç Ve Kuvveti Dişinda Hiçbir Güç Ve Kudret Yoktur.’ Diye Dua Ederse, Evden Bu Şekilde Ayrilişi Iyiliklere Kavuşmasına Vesile Olduğu Gibi, Kötülüklerden De Uzaklaşmasina Sebep Olur.”

    “lâilâhe Illallah Gerçeğini Bilerek Ve Ona Inanarak Ölen Kimse Cennete Gider.”

    “yatsı Ile Sabah Namazini Cemaatle Kilan Kimse, Bütün Geceyi Ibadetle Geçirmiş Olur.”

    “kim Güzel Bir Şekilde Abdest Alir, Mescide Girer Ve Namazini Kılarsa, Diğer Namaz Vaktine Kadar Arada Geçen Günahlarını Allah Affeder.”[14]
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 23 Mayıs 2018
Etiketler:

Bu Sayfayı Paylaş

Blogger ile Paylaş