1. Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha Fazla Bilgi.

sinop tarihi-sinop ta aranacak define yerleri

'Hangi İlde Define Olur-İl İl Tarihi Geçmiş' forumunda Definebilimi.com tarafından 28 Mayıs 2018 tarihinde açılan konu

  1. Definebilimi.com

    Definebilimi.com DEFİNE BİLİMİ Site Yetkilisi

    sinop ta aranacak define yerleri

    Yarımadanın Güneyantik Sikke Yunan, Sinop, M.ö. 4. Yy. Yönündeki Iç Liman Ise Rüzgârlara Kapalı Konumuyla Ve Sakin Deniziyle Güney Karadeniz'in En Önemli Limanıydı. Bu Özellikleri Yüzünden "Akdeniz" Ismini Almıştır. Tarih Boyunca Işlek Bir Liman Yaşantısı Ve Tersane Faaliyeti Bu Limanda Gerçekleşmiştir.
    19. Yüzyıla Kadar Tamamen Ayakta Duran Surlardan Ise Günümüze Büyük Bir Kısmı Kalmıştır Ve Yıkıntılarından Rekonstrüksiyonu Yapılabilir. Şehrin Gelişimi Sürekli Olarak Doğu Yönde, Boztepe Burnuna Doğru Olurken, Kuzeydeki Akliman Ve Anadolu Yönünde Birkaç Azınlık Yerleşmesinden Başka Bir Yerleşim Olmamıştır. Doğudaki Yarımada Ise Gittikçe Sarplaşmakta, Hıdırlık Tepesinde 187 Metre Yüksekliğe Ulaşmakta Ve Nihayet Deniz Yönünde Dik Yarlar Ile Kuşatılmaktadır. Bu Durumda Şehrin Deniz Yönünden Ve Berzahtan Zaptedilmesi Imkânsız Olmaktadır.

    Antik Çağdan Beri Parlak Ve Yoğun Bir Ticari Ve Kültürel Yaşantıya Sahip Olan Sinop, Bu Niteliğini Doğu Roma İmparatorluğu, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Candaroğulları Ve Osmanlı İmparatorluğu Yönetimlerinde De Sürdürmüş, Ayrıca Kale Ve Tersanesi Ile Bölgenin En Önemli Askeri Üslerinden Biri Olmuştur. Bu Durumunu Sinop Baskını'ndan Sonra Kaybetmeye Başlayan Kent, Sur Dışına Güneydoğu Yönde Azınlık Yerleşmeleri Ile Batıya Doğru Ise Yönetim Ve Eğitim Gibi Kamu Hizmetleri Yerleşmesiyle Çıkmıştır.

    Sinop Ilinin Yerleşme Tarihi Ilk Tunç Çağı'yla Başlamıştır. Mö 7. Yüzyılda Bir Helen Kolonisi Olarak Kurulan Sinop, Antik Çağ'da Karadeniz'in En Önemli Kentiydi. Helenistik Dönemde Anadolu'nun Yerli Kültürleriyle, Helenistik Ve Pers Kültürlerini Birleştirmek Isteyen Pontus Devleti'nin Başkenti Amasya'dan Sonra Sinop'a Taşındı. Bizans Döneminde Yöre Ortodokshristiyanlığının Etkisiyle Dilde Ve Kültürde Helenleşmiştir.

    Sinop 1972 Yılında Kalkınmada Ikinci Derece Öncelikli Iller Kapsamına Alınmıştır. İlk Büyük Ölçekli Sanayi Kuruluşu, Ayancık Kereste Fabrikasıdır. Diğer Önemli Sanayi Kuruluşları Şişe Cam Fabrikası, Un Sanayi, Söksa, İç Çamaşırı Örme Ve Konfeksiyon Aş. Ile Toprak Sanayinde Tuğla Ve Kiremit Fabrikalarıdır. Ne Yazık Ki Şu An Bu Fabrikaların Çoğu Kapatılmış Ya Da Taşınmış Durumdadır. Ama Bunun Dışında Sinop'ta El Sanatları Da Ünlüdür. Ayancık Keteni, Boyabat Çember Dokumacılığı, Ahşap Kotra Maketi Yapımı Ve Tahta El Işlemeciliği Sinop'taki En Köklü El Sanatlarıdır.

    İlk Kütüphane 1924 Yılında Dr. Rıza Nur'un Öncülüğünde Kurulmuştur Ve Kütüphaneye Ismini Veren De Odur.
    Eski Sinop Kenti
    Antik Çağ'da, Paflagonya Bölgesi Içinde Kalan Sinop'un Saptanabilen En Eski Adı, Sinopedir. Bir Söylenceye Göre Kent Adının Kurucusu Olarak Kabul Edilen Aynı Bir Amazon'dan Almıştır. Bir Başka Söylenceye Göreyse, Kenti Eski Yunan'da Irmak Tanrısı Asopos'un Su Perisi Kızlarından Sinope Kurmuştur. Söylenceler, Mö 5. - 4. Ve 3. Yıllara Tarihlenmektedir Ve Aynı Döneme Ait Kent Sikkeleri Üstünde Sinope'nin Başı Görülmektedir. Hangi Söylence Benimsenirse Benimsesin, Kentin Kurucusunun Sinope Olduğu Kesindir. Ancak, Sinope Bir Su Perisi Ise, Kentin Yunan Kolonicilerce; Amazon Ise; Anadolu'nun Yerli Halklarınca Kurulmuş Olması Gerekir. Bu Ikilem, Dilbilim Çalışmalarıyla Bir Ölçüde Çözülmemiştir: Gerek Etimolojisine Yabancı Olan Sin Ya Da Sind Sözcüklerine Yunanistan'ın Dışında Daha Çok Pontus, Doğu Anadolu, İran Ve Hindistan'da Rastlanmaktadır. Bu Da, Sinope Adının Yerli Anadolu Dillerinde Gelmiş Olabileceğini Göstermektedir. Ünlü Antik Çağ Coğrafyasısı Strabon Ise, Kentin Kurucusu Olarak, Argonotlar'dan Teselyalı Otolikos'u Göstermekte Ve Onun Kenti Ele Geçirerek Bir Yunan Kolonisi Kurduğu Yazmaktadır. "Kentin Ele Geçirilmesi" Kavramı, Kolonileştirmeden Önce, Kent'te Yerli Bir Halkın Yaşandığını Ortaya Koymaktadır. Strabon'un Sözünü Ettiği Gelişmeden Sonra, Sinope Kenti Mö 7. Yıllarında Bir Kez Miletuslular'ca Kolonileştirilmistir. Kent'te, Sırasıyla Miletuslu Habrındas, Koos Ve Krenitas Dönemlerinde Yerleşilmiştir. Tüm Bü Söylence Ve Tarihsel Olaylar Sinop'un Ilk Çağlarda Yerli Halkça Kurulduğunu, Bu Yerleşimi, Söylencesel Argonot Seferiyle Ilgili Olarak Bir Yunan Kolonisi'nin Izlediğini, Son Olarak Da Miletuslular'ın Burada Bir Koloni Kurduğunu Ortaya Koymaktadır. Sinop'u Içeren Yörenin En Eski Adı Ise "Kaşka Ülkesi" Idi. Yöre Hitit Imparatorluk Dönemi'yle Çağdaş Olan Kaşkalar'ın Yaşadıkları Topraklarda Yer Alıyordu. Bu Ülke Sınırları Içindeki Küçük "Arauanna Ülkesi De, Sinop Yöresinde Bulunuyordu.
    Tarih Öncesi Sinop
    Sinop Ilk Çağda "Paflagonya" Adı Verilen Bölge Içindedir. Anadolu'nun Kuzey Sahilleri Ile Kırım Yarımadası Arasında Deniz Ticaretinde Önemli Bir Rol Oynamıştır. Önemli Bir Doğal Liman Konumundadır.

    1953 Yılında Kocagöz Höyükte (Kazılınca Çoğu Kez Altında Eski Yapı Kalıntıları Ve Eski Eserler Çıkan, Yayvanca - Alanı Geniş Ve Derinliği Az Bir Şekilde Toprak Tepe.) Yapılan Kazı Ile 1987 Ve 1988 Yıllarında Müze Müdürlüğünce Yapılan Yüzey Araştırmacıları Sonucunda Tarih Öncesi Devreler Biraz Olsun Aydınlığa Kavuşmuştur.

    Karagöz Höyükte Yapılan Kazılarda, İlk Tunç Çağı 1. Dönemine Ait (Mö ? 3000-2700) Buluntular Ortaya Çıkarılmıştır. Bulunan Malzeme Sinop, Balkanlar Ve İç Anadolu Arasındaki Ilişkiyi Göstermektedir.

    Yapılan Yüzey Araştırması Sonucunda Çevrede Çok Sayıda Tarih Öncesi Yerleşim Yerlerine Rastlanmıştır. Bu Yerleşim Yerleri Sahil Boyunca, Nehir Ağızlarında Ve Nehir Vadileri Boyunca Iç Kesimlere Doğru Yayılmaktadır. Ele Geçen Malzeme Genel Olarak Ilk Tunç Çağı 1 Ve İlk Tunç Çağı 2'ye Tarihlenmektedir. Ancak Kabalı Çayı Vadisinde Erken Kalkolitik (Mö 4500) Yıllarına Tarihlenen Iki Yerleşim Yeri Saptanmıştır. Bugün Sinop Çevresinde En Eski Yerleşim Alanı Kabalı Çayı Vadisi Olarak Belirlenmiştir. Sahil Kesiminde İlk Tunç Çağı 2'nin Başında Korkunç Bir Yangınla Höyükler Terk Edilmiştir. Bundan Sonra Höyüklerde Bir Yerleşmeye Rastlanmamaktadır.

    Hitit Devrinde Sinop
    1952-1954 Yılları Arasında Yapılan Kazılarda Sinop'ta Hitit Dönemini Belgeleyecek Hiçbir Esere Rastlanmamıştır. Hitit Metinlerinde Karadeniz'de Gaşka Kavimlerinin Varlığından Söz Edilmekte Ise De, Ancak Şimdiye Kadar Sinop Yöresinde Hiçbir Buluntu Ele Geçmemiştir.

    Yapılan Yüzey Araştırmasında Sahil Bandında Bir Tek Gerze Ilçesi Köşkhöyük'te Er Hitit (Mö 1800) Malzemesine Rastlanmıştır. Ancak Hitit İmparatorluğu Dönemine Ait Hiçbir Malzeme Bulunmamıştır. Bundan Sonra 756 Yılına Ait Malzemeler Bulunabilmektedir. (Mö 2700-1800), (Mö 1800-mö 756|756) Yılları Arasında Sinop Sahil Şeridiyle Ilgili Bir Bilgi Yoktur.


    İNGİLİZCE DEVAM ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 7 Ocak 2019
    Erdoğan Unlukaya bunu beğendi.
  2. Definebilimi.com

    Definebilimi.com DEFİNE BİLİMİ Site Yetkilisi

    Mö 756 Yılında Milet'ten Ayrılan Ve Kendilerine Yeni Bir Şehir Kurmak Isteyen Göçmenler Buraya Gelerek Bugünkü Sinop'un Ilk Temelini Atmışlar Ve Bu Şehre Sinope Adını Vermişlerdir. "Efsaneye Göre Tanrıça Sinope Irmak Tanrısının Kızıdır. Zeus Sinope'ye Aşık Olur. Her Dilediğini Yerine Getireceğine Söz Verir. Sinope Kızlığına Dokunmamasını Ister. Tanrı Yemine Bağlı Kalarak Onu Kız Bırakır. Bugünkü Sinop'un Olduğu Yere Gelir."

    Daha Sonra Mö 630 Yılında Ikinci Bir Koloni (Sömürge, Göçmen Topluluğu Ya Da Bu Topluluğun Yerleştiği Yer) Grubu Sinop'a Yerleşmiştir. Şehrin Surlarının Büyük Bir Olasılıkla Kolonize (Koloniler Halinde Yaşanan) Devirlerde Yapıldığı Tahmin Edilmektedir.

    Mö 7. Yüzyıl Başlarında Sinop, Anadolu'ya Kuzeyden Gelen Kimmerlerin, Mö 6. Yüzyıl Ortalarında İran'dan Gelen Perslerin Istilasına Uğramıştı


    Helenistik Döneminde Sinop
    Mö 4. Yüzyılın Birinci Yarısında Paflagonya'lılar Bağımsızlıklarını Ilan Etmişlerdir. Mö 332 Yılında Büyük İskender'in Anadolu'ya Girişini Fırsat Bilen I. Ariarathes Kapadokya'da Bağımsızlığını Ilan Ederek, Sinop'u Da Hakimiyetine Almış. Mö 302 Yılında Mitridat Ktistes Paflagonya'da Dağınık Halde Bulunan Prenslikleri Bir Araya Getirerek Kuvvetli Bir Devlet (Bağımsız Bir Ülke Ile Onun Yönetiminden Oluşan Varlık) Kurmuştur. Daha Sonra Ll. Vi. Mithridates Ve Onun Oğlu Farnak Sinop'a Hakim Olmuş. Mö 169 Yılında Devletin Başına Mitridat Flapeton Geçmiştir. Mitridat Flapaton Sinop'u Bayındır (Gelişip Güzelleşmesi Için Üzerinde Çalışılmış, Alt Yapıya Sahip) Hale Sokmuş, Başkentini Amasya'dan Sinop'a Getirmiştir.

    Sinop'un Parlak Dönemi Mitridat Fatpator Zamanında Olmuştur. Bütün Karadeniz'i Hakimiyeti Altına Alan Mitirdat Romalıları'da Anadolu'dan Atarak Büyük Bir Imparatorluk Kurmuş, Ancak Başkenti Sinop'tan Bergama'ya Taşımıştır.

    Helenistik Dönem Sinop'un En Parlak Zamanı Olup, Bu Dönemde Kültüre Büyük Önem Verilmiştir.

    Romalıllar Devrinde Sinop
    Mö 70 Yılında Roma İmparatorluğu Işgal Ettiği Bu Toprakları Yeniden Tanzim Etmiş. Pontus Krallığını Kızılırmak'tan Itibaren Ikiye Bölerek, Doğu Parçasının Idaresini Yerli Sülalelere Vermiş, Batı Parçasını Ise Doğrudan Doğruya Devletin Eyaleti Haline Getirmiştir.

    Sinop'un Roma Idaresine Geçmesi Tarihte Önemli Bir Dönüm Noktasıdır. Bilhassa (Her Şeyden Önce, Başta) Jül Sezar Zamanında Şehre Maddi Yardımlardan Başka, Yeni Roma Kolonileri Gönderilmiş Ve Genişleyip Büyümesi Sağlanmıştır.

    Bizans Devrinde Sinop
    Roma İmparatorluğu'nun Ikiye Bölünmesiyle Doğu Roma Topraklarında Kalan Sinop Yavaş Yavaş Küçülmeye Başlamıştır. Hıristiyanlığın Geliştiği Bu Dönemde Şehirde Ticaret Ve Kültür, Dini Birtakım Olaylar Yüzünden Gerilemiştir. Sinop'ta Bu Dönemde Yapılan En Önemli Bizans Yapıtı Balatlar Kilisesi'dir.

    Sinop'un Fethi Ve Selçuklu Dönemi
    1204 Yılında Dördüncü Haçlı Seferinde İstanbul Zapt Edilip (Zorla Alınıp), Bizans İmparatorluğu Dağılınca Sinop Trabzon Devleti'nin Elinde Kalmıştır. İç Anadolu'ya Yerleşen Selçuklulara Vergi Veren Trabzon Devleti, Selçukluların Bir Iç Ayaklanmasından Yararlanarak Vergiyi Kesmiş Ve Sinop Halkına Da Baskı Ve Tecavüzlerde Bulunmaya Başlamıştır.[kaynak Belirtilmeli]

    Sinop Halkının Konya'ya Şikayeti Üzerine Sultan İzzeddin Keykavus Dirlik Sahibi Bütün Vilayet Beylerine Emir Göndererek Savaşa Katılmalarını Bildirmiştir. Büyük Bir Kuvvetle Yola Çıkan Ordunun Gerek Hazırlığından, Gerek Gidiş Yolundan Haberdar Olmayan Düşman Sinop Yakınlarında 500 Atlı Ile Avlanmakta Olan Tekfur'u Baskın Yaparak Yakalamış, Yakalanan Tekfur 3 Gün Sonra Kale Önüne Getirilerek Sinop'un Teslim Olması Istenmiştir.

    Önceleri Teslim Olmak Istemeyen Halk Tekfur'un Öldürülmemesi, Kimsenin Canına Kıyılmaması Ve Herkesin Istediği Yere Gidebilmesi Şartıyla 3 Ekim 1214 Tarihinde Kalenin Anahtarlarını Selçuklulara Teslim Etmiştir. Sinop'ta Eski Kilise Yerine Alaeddin Camii 1214 Yılında Bir Camiye Çevirilmiştir

    Türk İdaresinde Sinop
    Selçuklu Idaresine Geçtikten Sonra Baştan Başa Yeniden Imar Edilen Sinop'ta, Önce Pervaneoğulları Beyliği/pervaneoğulları Daha Sonra Candaroğulları Türk Egemenliğini Sürdürmüştür.
     
  3. Definebilimi.com

    Definebilimi.com DEFİNE BİLİMİ Site Yetkilisi

    15. Yüzyılda Gelişmeye Ve Büyümeye Başlayan Osmanlı İmparatorluğu'na Anadolu Beylikleri Katılmaya Başlayınca Candaroğlu İsmail Bey'de Osmanlılara Bağlılığını Ilan Etmiş Ve Böylece Sinop Osmanlı İmparatorluğu'nun Idaresi Altına Girmiştir.

    Bir Liman Şehri Olarak Kullanılan Sinop'ta Tersanede Gemi Yapımı Bu Dönemde De Devam Etmiştir.

    1853 Osmanlı-rus Savaşlarında Şehir Top Atışlarına Tutularak Yakılmış Ve Bu Tarihten Sonra, Şehir Iyice Küçülerek Kale Içine Çekilmiştir.

    Bandırma Vapur'u Ile Samsun'a Gitmek Üzere Yola Çıkan Mustafa Kemal Atatürk 18 Mayıs 1919 Günü Anadolu'ya Karadan Geçmek Için Sinop Limanına Uğramış, Ancak O Tarihte Sinop-samsun Arasında Karayolu Olmaması Sebebiyle Yolculuğuna Gemiyle Devam Etmiştir.

    Hatta Sinop'u Çok Sevdiğini Belirten Atatürk Bu Hislerini "Ne Olurdu Sinop'un Yarı Güzelliği Ankara'da Olsa Idi" Ifadesiyle Belirtmiştir.

    Sinop Idari Teşkilat Olarak Merkezi Samsun Olan, Canik Livasına Bağlanmış, Tanzimat'ın Ilanından Sonra Kastamonu'ya Sancak Olmuş, 1924 Yılında Kastamonu'dan Ayrılarak Il Haline Getirilmiştir.

    Toplum Ve Kültür
    Hitit Kaynaklarından Öğrenildiğine Göre, Yörenin En Eski Halkı Olan Kaşkalar'ın Konuştuğu Dil Ile Hititler'in Dil Benzerlikler Göstermekteydi. Pontus Krallığı'nın Egemenliğine Girdiği Mö 2. Yüzyıl Başlarına Kadar Özgürlüğünü Koruyan Sinop Kenti, Bu Dönemde Bayındır Bir Liman Ve Balıkçılık Merkeziyidi. Eski Kaynaklarda, Limanda Kurulmuş Olan Dalyanlarda Avlanan Palamutlardan Bir Bölümünün Büyük Havuzlarda Canlı Olarak Korunduğu Konusunda Bilgiler Vardır. Roma Döneminde Yaptırılan Uzun Sukemerleriyle Kente Su Getirildi. Bizans Döneminde Önemli Bir Liman Ve Askeri Üs Konumunda Olan Sinop, Candaroğulları Yönetimi Sırasında Tersanesiyle Ün Kazandı. Bu Sırada Sinop Tersanesinde Yapılan Büyük Bir Tekne, Osmanlı Donanmasına Örnek Olması Amacıyla İstanbul'a Götürüldü. Osmanlı Döneminde Kentte Yaşayan Rumlar Daha Çok Küçük Üretim Ve Ticaretle Uğraşırdı.

    19. Yüzyılda Anadolu'nun Iç Kesimleriyle Daha Kolay Ulaşım Sağlayan Samsun Ve Trabzon Limanlarının Önem Kazanmasından Sonra Sinop Eski Canlılığını Yitirmeye Başladı. Ticaretin Gelişme Gösterdiği 19. Yüzyıl Sonlarında Kent Surların Dışına Taştı.

    Sinop'ta Doğan Şair Ahmet Muhip Dıranas, 1940'ta Yayımlanan Bir Yazısında Çocukluğunun Geçtiği Kenti Şöyle Anlatır:"Misafir Olacağım Eve Varmak Için Yıkık Kale Duvarları Arasında Geçiyordum. Oysaki 30 Yıl Önce Şehrin Bütün Surları Sağlamdı. Biz Çocuklar Bir Taraftan Çıktık Mı Bu Surların Üstüne, Bütün Kasabanın Etrafını Fırdolayı Dönerdik. Şimdi Kala Kala Birkaç Burçla Şehrin Ortasına Doğru Düşen Ve Saat Kulesi Hizmetini Gören Roma Üslubunda Bir Kale Kalmış. Daha Eskiden Burda Rumlar Varken Gece Oldu Mu, Surun Kapıları Kapanır, Dışardakiler Dışarda, Içerdekiler Içerde Kalırmış. Canlı Ve Hareketli Olan Rumlar, Yarımadaya Doğru Olan Kısımda Ve Kale Dışındaydılar. Kenar Boyunca Kahveleri, Çalgılı Gazinoları Ve Meyhaneleri Vardı.

    Yaz Gecelerinde Liman, Gezi Sandalları Ve Balıkçı Kayıklarının Meşaleleriyle Lale Tarlasına Benzerdi. Şarkılar, Kahkahalar... Bütün O Yangınlardan Ve Harp Felaketlerinden Sonra Hepsi Bir Hayal Oldu."

    Sinop Kalesi Daha Çok Cezaevi Olarak Ün Kazanmış Bir Tarihsel Yapıdır. Özellikle Edebiyat Ve Siyaset Alanında Ün Kazanmış Ve Çeşitli Nedenlerle Yargılanıp Hapse Makûm Edilmiş Birçok Kişi Bu Cezaevinde Yatmıştır. Bu Kişilerden Biri De Ünlü Öykü Ve Roman Yazarı Sabahattin Ali'dir... İlkçağ Düşünürlerinden Diyojen Sinop Doğumludur. Darphane Sorumlusu Olan Babasıyla Birlikte Sahte Para Basmakla Suçlanan Diyojen'in Sinop'tan Sürgün Edildiği Bilinir.

    19. Yüzyıl Sonlarında Kafkasya'dan Gelen Göçmenlerden Bir Bölümünün Yerleştirildiği Kentin 10 Bine Yakın Olan Nüfusunun Yüzde 40'ı Rumlardan Oluşuyordu. 1950'de Ise Kentin Nüfusu 6 Bini Bile Bulmuyordu.
     
    ayhan37 bunu beğendi.

Bu Sayfayı Paylaş

Blogger ile Paylaş
ancient greek history